4/23/2010

Ermeni tarihine kısa bir bakış

Ansiklopedik kaynaklarda, Erivan, Gökçegöl, Nahcıvan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukarı memleket anlamına gelen Armenia, bu yörelerde yaşayan halka ise Ermeni denildiği yer almaktadır.

Ermeni tarihçilerin bir kısmı, M.Ö. 6. yüzyılda kuzey Suriye ve Kilikya bölgesinde yaşayan Hititlerden olduklarını; bir diğer kısmı ise Nuh’un oğullarından Hayk’a dayandıklarını söylemektedirler. Bunun yanında, Ermenistan denilen coğrafyada yerleşen ve bugün Ermeni diye adlandırılan toplumun, bölgenin kesin olarak neresinde yaşadıkları, sayıları ve aynı yörede ikamet eden diğer halklara kıyasla nüfus oranları bilinmemektedir. Ermeni tarihçileri bile kökenleri konusunda fikir birliği içinde değildir.

Tarihsel olarak bakıldığında, Ermenilerin sırasıyla, Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hakimiyeti altında yaşadıkları görülür. Ermeni derebeyliklerinin bir çoğu, bölgeye hakim olan ve Ermenileri kendi saflarına çekerek kullanmak isteyen devletler tarafından kurdurulmuştur.

Ermenileri Bizans’ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği kurulmuştur. Osmanlı idaresinde Ermeniler dini görevlerini tam bir hürriyet içinde yerine getirirlerken, kendi din adamlarını da yine kendilerinin tayin etmelerine izin verilmiştir.

Aynı şekilde Anadolu’nun Türk idaresine girmesinden sonra burada yaşayan Ermeniler, kendi dillerini de tam bir serbestlikle konuşmaya devam ettiler. Osmanlı yönetimi, diğer cemaatlere uyguladığı politikayı onlara da uygulayarak Ermenice’yi ve Ermeni adlarının kullanılmasını serbest bıraktı. Türk matbaasının kurulmasından 160 yıl kadar önce Venedik’te matbaacılık eğitimi görmüş olan Sivaslı Apkar adındaki bir papaza 1567’de İstanbul’da bir Ermeni matbaası açması için izin verildi. İstanbul’dan başka İzmir (1759), Van (1859), Muş (1869), Sivas (1871) gibi taşra şehirlerinde de yeni Ermeni matbaaları faaliyete geçmiştir. 1908’de bütün ülkede Ermeni matbaası sayısı 38’e ulaşmıştır. Nitekim 1910 yılında İstanbul’da Ermenice 5 gazete ve 7 dergi çıkarılmaktaydı.

Osmanlı idaresinde Ermeniler, Türk insanının hoşgörüsünden de yararlanarak, adeta altın çağlarını yaşamışlardır. Askerlikten ve kısmen de vergiden muaf tutulan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli görevlere yükselme fırsatını elde etmişlerdir. Devletin çeşitli kademelerinde görev yapan Ermeniler, Osmanlı devletince kendilerine tanınan bu hoşgörüye karşılık verdikleri hizmetten dolayı “millet-i sadıka” olarak adlandırılmışlardır. 19. yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlıların bir Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni halkının da Türk yöneticileriyle halledemedikleri bir mesele mevcut değildir.

Büyük Yalan / Soykırım Yalanı

Büyük Yalan / Soykırım Yalanı

 

Büyük Yalan / Soykırım Yalanı

Büyük Yalan / Soykırım YalanıErmeni ve SSCB resmi belgeleriyle soykırım yalanı.VCD Belgesel TürkçeDosya türleri : .dat
Büyük Yalan, Türkiye Cumhuriyetinin katliamla kurulduğu yalanını ileri sürenlere, Rus-Ermeni belgeleriyle cevap veriyor. Saklı tutulan Ermeni arşivlerinden elde edilen çok önemli belgeler Dünya 'da ilk kez ekrana çıkıyor. ABD 'den Azerbaycan 'a, Fransa 'dan Rusya 'ya alanında uzman 43 tarihçi ve siyaset bilimciyle tek tek röportaj yapıldı. 1915 Ermeni olaylarının tanıklarıyla yapılan çekimler ilk kez bu belgeselle gün yüzüne çıkıyor. Büyük Yalan, Türkiye'nin en İyi sinemacılarının danışmanlığında 50 kişilik titiz bir ekip tarafından, 8 yıllık bir arşiv araştırmasının sonunda hazırlandı. Büyük Yalan belgeseli, yalanları belgeleriyle yüzlerine çarpmak, ülkemizi savunmak, tehdidin merkezini göstermek amacıyla hazırlandı.
http://netload.in/dateiMjExNzA1NT/BuyukYalanSoykirimYalani.part01.rar.htm http://netload.in/dateiMzA4NTEyMD/BuyukYalanSoykirimYalani.part02.rar.htm
http://netload.in/dateiMTk4Nzc0Mj/BuyukYalanSoykirimYalani.part03.rar.htm http://netload.in/dateiMzYwMzUxNz/BuyukYalanSoykirimYalani.part04.rar.htmhttp://netload.in/dateiMTcxNTY5Nj/BuyukYalanSoykirimYalani.part05.rar.htm http://netload.in/dateiODkwMDkxMj/BuyukYalanSoykirimYalani.part06.rar.htm
http://netload.in/dateiODcwMzYyNz/BuyukYalanSoykirimYalani.part07.rar.htm http://netload.in/dateiMTIyMjc4Nz/Part8.rar.htm
Asagidaki sehit diplamatlarimiz icin, Dogu Anadoluda oldurdukleri savunmasiz Turkler icin ve Oldurulen Azeriler icin (Hocaali katliami) Ermenistan'in ozur dilemesini temenni ediyoruz.

1
Mehmet BAYDAR
Santa Barbara / Başkonsolos
27.01.1973
2
Bahadır DEMİR
Konsolos
27.01.1973
3
Daniş TUNALIGİL
Viyana / Wien / Büyükelçi
22.10.1975
4
İsmail EREZ
Paris / Büyükelçi
24.10.1975
5
Talip YENER
Şoför / Driver
24.10.1975
6
Oktar CİRİT
Beyrut / Başkatip
16.02.1976
6
Taha CARIM
Vatican City / Büyükelçi
09.06.1977
8
Necla KUNERALP
Madrid / Büyükelçi / Elçi
02.06.1978
9
Beşir BALCIOĞLU
Em.Büyükelçi / Retired Ambassador
02.06.1978
10
Ahmet BENLER
Lahey / Büyükelçi Oğlu / Ambassador's Son
12.10.1979
11
Yılmaz ÇOLPAN
Paris / Turizm Müşaviri / Tourism Counsellor
22.12.1979
12
Galip ÖZMEN
Atina / Athens İdari Ataşe
31.07.1980
13
Neslihan ÖZMEN
Atina / Athens İdari Ataşe Kızı
31.07.1980
14
Şarık ARIYAK
Sydney / Başkonsolos
17.12.1980
15
Engin SEVER
Güvenlik Ataşesi
17.12.1980
16
Reşat MORALI
Paris / Çalışma Ataşesi
04.03.1981
17
Tecelli ARI
Din Görevlisi
04.03.1981
18
M. Savaş YERGÜZ
Cenevre/ Sözleşmeli Sek.
09.06.1981
19
Cemal ÖZEN
Paris/ Güvenlik Ataşesi
24.09.1981
20
Kemal ARIKAN
Los Angeles / Başkonsolos
28.01.1982
21
Kani GÜNGÖR
Ottava / Ottawa / Ticaret Müşaviri / Counsellor for Commercial Affairs
08.04.1982
22
Orhan GÜNDÜZ
Boston / Fahri Başkonsolos / Honorary Consul General
04.05.1982
23
Erkut AKBAY
Lizbon / Lisbon / İdari Ataşe/ Administrative Officer
07.06.1982
24
Atilla ALTIKAT
Ottawa / Askeri Ataşe Albay / Military Attache Colonel
27.08.1982
25
Bora SÜELKAN
Burgaz / İdari Ataşe / Administrative Attache
09.09.1982
26
Nadide AKBAY
Lisbon / İdari Ataşe Eşi / Nadide AKBAY,Administrative Officer's Wife eşi merhum Erkut AKBAY'ın yaşamını yitirdiği
07.06.1982tarihli saldırıda yaralanmış ve 08.01.1983 tarihinde
yaşamını yitirmiştir.
08.01.1983
27
Galip BALKAR
Belgrad / Büyükelçi / Ambassador
09.03.1983
28
Dursun AKSOY
BrükseI / Brussels / İdari Ataşe / Administrative Attache
14.07.1983
29
Cahide MIHÇIOĞLU
Lisbon / Müsteşar Elçi / Wife of the Counsellor
27.07.1983
30
Işık YÖNDER
Tahran / Sözleş.Sek. Elçi / Wife of Secre.
28.04.1984
31
Erdoğan ÖZEN
Viyana / Çalışma Ataşesi
20.06.1984
32
Evner ERGUN
Viyana / Uluslararası Memur
19.11.1984
33
Çetin GÖRGÜ
Atina / Basın Ataşesi
07.10.1991
34
Çağlar YÜCEL
Bağdat / İdari Ataşe
11.12.1993
35
Haluk SİPAHİOĞLU
Atina / Müsteşar
04.07.1994

Tarihte benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi


BUYUK ERMENISTAN EFSANESI

ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI 


(RUS VE ERMENI KAYNAKLARINA GORE) Great Armenia Myth And Armenian Identity Ccording To Theirs And Russian Historians
Emin Arif (Sihaliyev)*


Ozet

Simdiye kadar Turkiye’de Ermenilerin kokenleri ve Buyuk Ermenistan dusuncesi hep Turk kaynaklari dogrultusunda ele alindi. Bu calismada objektif degerini korumak acisindan genel olarak Rus ve Ermeni kaynaklarina istinat edildi. Acaba, konuya onlarin yaklasimlari nasildir? Gercek Ermeni tarihi ve onlarin kimlikleri konusunda bu tarihciler ne dusunmektedirler? Bu bakimdan calismaya bilim adina farkli bir acidan bakma amaci gudulmustur. Gercekte Ermeni tarihi Ermeni tarihcilerine gore de karanlik kalmaktadir. Bu nedenle Ermeniler bilimsellik acisindan yanilgiya dusmus ve tarihe kendi acilarindan bakmislardir. Genellikle, Ermeniler kendi tarihlerini gordukleri gibi degil, gormek istedikleri gibi yazmislardir ki bu yaklasim da bilim adina gercekleri yansitmiyor. Bu calismada Ermenilerin kimligi, onlarin Ruslar tarafindan Guney Kafkasya’ya gocurtuldukleri ve tarihte ilk devlet kuruluslari hakkinda bilgiler yer almaktadir.
Anahtar Kelimeler: Ermeniler, Rus, Kafkasya.
Abstract
Until now, the natives of Armenian an idea of “Great Armenia†embroidered only by Turkish welds. In this article, it has relied on the welds of Russian and Armenians to be more objective. I wonder about their impressions of this topic? What’s their thought about the right Armenian history and their identities? In the same corner it was aimed in this article to increase new scientific facts to the history. In fact the Armenian history even according to the Armenian historians is mystery. For this reason, Armenians comment mistakes in their scientific factual point of view and looked to the history from different side. Generally, Armenians didn’t write their history as it was but as they wanted to be. So these don’t reflect the real facts that indicate the real science. And in this text, according to Russian and Armenian historians, Armenians were migrated by Russian to the Southern Caucasians and the information about the establishment of their first state is engaged.
Key Words: Armenians, Russian, Caucasians.
* Azerbaycan Milli Ilimler Akademisi, Nahcivan Bolmesi Kafkasya Tarihi Bolumu Baskani (Doktora: Ankara Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitusu)

Ermeni bilim adamlari Ermeni tarihini daha eskilere goturmek isteseler de gercekte Ermeni toplumunun eski tarihi hakkinda tam bir gorus birligi mevcut degildir ve karanlik kalmaktadir. Ermeni bilim adami Agop Melik Agopyan, diger adiyla yazmis oldugu “Samvel†adli eserinde Ermeni toplumunun tarihi hakkinda sunlari belirtmektedir:
“….Bizim tarihimizde halk tamamen unutulmustur. Biz Ermeni koylusunun nasil yasadigini bilmiyoruz.
“Agalariyla†hangi iliskide oldugunu, ne yiyip ne ictigini, ne tur elbise giydigini bilmiyoruz.
Biz Ermeni sanatkarlarinin ne ile ugrastiklarini, Ermeni tuccarlarinin hangi ulkelerle ticari iliskiler kurduklarini bile bilmiyoruz.
Bizim tarihimiz butun bunlar hakkinda susuyor… bizim tarihimizde, hatta halkimizin en azametli gucu olan kadinlarimiz hakkinda hicbir bilgi yoktur…1

Daha sonra o, “…Boylece, bizim kuru tarihimiz tarihciye cok az bilgi vermektedir.
Bizim eski edebiyatimiz kilise yazilarindan 2 oteye gidememistir…
Bizim eski edebiyatta yasam tarzlarinin, adetlerin, geleneklerin, ailenin ve toplumsal iliskilerin tasviri yoktur…†,3 diye belirtiyor.
Bu veya diger Ermeni tarihcileri de ornegin; Khorenli Moise, Toma Ardzrouni ve digerleri, kendi aralarinda Ermenilerin eski tarihi ve kokenleri konusunda fikir birligi icinde degillerdir. Bu da onlarin anayurtlarinin neresi oldugunu tartismali kilmaktadir.
Bazi tarihciler, Ermeni tarihini M.O. 2350 yilina, Nuh Tufanina kadar dayandirarak Nuh’un torununun torunu HAY ve HAYK ile basladigini iddia etseler de bu iddialar bilim adina gercekleri yansitmamaktadir.
Ayni zamanda, Ermenileri Urartulara, Trak-Frigya soyun, Guney Kafkasya irkina, Turan irkina, Hititlere vs. dayandiran benzeri gorusleri de destekleyici hicbir kanita rastlanmamaktadir. Bir diger deyisle, bunlar tarafindan temsil edildiklerini Ermenice’de bulduklari birkac soz benzerligine dayanarak ileri surenler varsa da bu varsayim taraftar bulamamistir.4
Ermeni tarihindeki celiskiye dikkat ceken Paul Henze’ye gore, Ermeni tarihinin incelenmesi kolay degildir. Bu tarih uzun, karmasIk, kismen karanlik ve genellikle munakasalidir.
Ermeni tarihi hemen hemen tamamen Ermeniler tarafindan yazilmistir. Cunku kendi tarihini yazan kimse onu yuceltmek ve onun tartismali notlarini objektif bir bicimde incelemekten kacinmak egilimindedir.
Ermenilerde bu durum ozellikle gorulmektedir ve XX. yuzyilin ortalarindan itibaren iyice ortaya cikmistir.5
Ermeniler, tarihlerini gordukleri gibi degil, gormek istedikleri gibi yazmis ve bunun propagandasini yapmislardir.
Kendi tarihlerini daha da eskilere goturerek dunya medeniyetini, yaziyi, astrolojiyi, bakir ve demir madenciligini kendilerinin kesfettigini ve dunyada insan hayatinin Sevan Golu 6 kiyilarindan basladigini iddia etmekte 7 ve ayrica Hiristiyanligi ilk kabul eden topluluk olarak ovunmektedirler. 8
Hai-Tahd 9 ideologlarindan olan ve asiri milliyetci gorusleri ile taninan Ermeni yazar Zori Balayan, Ermenistan’in baskenti Erevan’in yaklasIk 2729 yil 10 once insa edildigini iddia etmektedir. Balayan’a gore Erivan Roma ve Babil kadar antik bir kenttir.
O, Erivan toponimini aciklamaya calisarak soyle bir iddia ileri surmektedir:
“…Efsaneye gore, Nuh Peygamber Tufan’dan sonra ilk gordugu bir kara parcasina “Erevume†, yani “Gozukuyor†, diye bagirmis ve bu kara parcasinin adi Erevan olarak tarihe gecmistir…†Balayan, ayni zamanda satir arasinda Nuh Peygamberin Ermeni oldugunu da soylemektedir. 11
Dr. Hanrich Pudor, Ermenilerin Hiristiyan olmakla beraber Sami irkindan oldugunu, en goze batan niteliklerinin burunlarinin kambur, kalin ve kaba oldugunu;
L. Sufer, Ermenilerin Yahudiler ile birlikte Hititlerden geldigini;
W. S. Monroe, Ermenilerin irk bakimindan Iranli, Beluc ve Cingenelerle hisim olduklari, renklerinin beyazdan zeytin rengine kadar cesitli, sakallarinin lepiska veya kestane renginde, gozlerinin iri siyah ve mavi, burunlarinin Yahudilerinki gibi belirli sekilde cikintili oldugu ve bu sebepten dolayi kendilerine Hiristiyan Yahudiler denildigini one surmuslerdir. 12
Ermenilerin kim olduklarini ve nerede tesekkul bulduklarini Ermeni bilim adami Manuk Abekyan su sekilde belirtmektedir:
“…Ermeni halkinin mensei nedir, nasil ve ne zaman, nereden ve hangi yollardan buralara 13 gelmislerdir, Ermeni olmadan once ve sonra hangi topluluklarla iliskide bulunmuslardir, onlarin diline, etnik kokenlerine kimler nasil etki etmistir?
Bizim elimizde bunlari kanitlayan acik ve kesin bilgiler yoktur…†.14
Rus bilim adami V. L. Velicko, Ermenilerin tarihine ve menseine ait cok onemli bilgiler vermistir:
“… Ermeniler kimlerdir?
Onlarin asil mensei konusu cok az arastirilmistir.
Tarih onlarin Babil esareti devrinde ve Yerusalim’in 15 yikilmasindan sonra Yahudilerin buyuk bir kitlesi ile karistigini ispat ediyor.
Antropolojik bakimdan onlarin buyuk bir cogunlugu brakisefaldir, yani baslarinin eni uzunundan fazladir, kisakafalidir ve Shantr’in, Erkert’in, Pantyukov’un ve diger bilim adamlarinin arastirmalarindan anlasildigi gibi, bu cihetten dag Yahudilerine, hatta Sirogildanilere, yani Asurilere daha cok benziyorlar.
Prof. Dr. D. N. Anucin, Ermenilerin Ari kabilesi degil de, daha kesin olarak dil bakimindan Arilesmis bir kabile olduguna dikkat cekiyor. Butun bunlarin yani sira kendilerini Ermeni zannedenlerin hic de hepsi asil Ermeni kokenine has degildir.
Ermeni dergisi “Murc†, Ermenilerin diger halklari asimle etme basarilarindan bahsederek 1890’li yillarin sonunda asimle edilmis Cingenelerin Ermeniler arasinda cogunluk teskil ettigini gosteriyordu.
Kafkasya antropologu Dr. I. I. Pantyukov, buyuk Ermeni gruplari konusunda daha ilginc bir sonuca varmistir.
O, Turkiye’den yari vahsi gocmenlerin Tiflis’e geldikleri zaman firsattan yararlanarak bazi Turk Ermenisinin antropolojik olcusunu almistir. Sonuc itibariyla, onlarin buyuk bir kisminin vucut niteliklerine gore asil Kurtler olduklari kanisina varilmistir…†16
---------------------
1 Raffi, Samvel, s. 16.
2 Kilise yazilarinin diger adi Evangeliya’dir.
3 Raffi, Samvel, s. 15.
4 Ermeni tarihcilerinin celisen gorusleri icin bkz; Kamuran Gurun, Ermeni Dosyasi, s. 12, 16; Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, S. 22, 100, 101; A. Alper Gazigiray, Osmanli’dan Gunumuze Kadar VesIkalarla Ermeni Terorunun Kaynaklari, s. 12; Halil matin, Turkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler, Ermeni Olaylari.
5 Paul Henze, “Ermeni Siddetinin Kokenleri†, s. 173-174.
6 Tarihi adi “Gokce Golu†olan bu gol, Ermenilerce “Sevan Golu†olarak degistirilmistir.
7 Bu konuda daha genis bilgi icin bkz: “Kolibel Celovecesstva na Teritorii Istotoriceskoy Armenii: http://www.azg. Am/RU/20020108/2002010817.shtm.
8 M. Sagniyan, Vajnoye Sobitiye Istorii, Literaturnaya Gazeta, 13 Eylul 1978.
9 “Ermenilerin Davasi†veya “ErmeniUlusal Cikarlari†anlamina gelir.
10 Zori Balayan, 1984 tarihinde yayinlanan “Ocag†adli kitabinda, Erivan’in guya 2702 yil once insa edildigini iddia etmektedir. Kitabina gore, gunumuz acisindan degerlendirildiginde, Erivan’in insasi 2721 yil oncesine dayanir. Gercekte ise Erivan’in asil ismi Irevan olup, 1509-1510 yillarinda Sah Ismail Hatayi, veziri Revangulu Han’a bu topraklarda kale insa etmeyi emretmisti. 7 yil icersinde Zengi nehrinin kiyisinda insa edilen kale “Revan†olarak adlandirilmisti. Azerbaycan Turkcesinde halk dilinde “R†harfi ile baslayan adlarin onunde “I†harfi kullanildigi icin Revan kalesinin ismi de sonralar Irevan olarak degisime ugramistir.
11 Zori Balayan, Ocag, Erivan, Sovetekan Grog Yayinevi, 1984, s. 30, akt: Hatem Cabbarli, Turkiye’nin Ermenistan’daki Imaji, Ermeni Arastirmalari Dergisi, s. 145.
12 Sadi Kocas, Tarih Boyunca Ermeniler ve Turk-Ermeni Iliskiler, s. 42-43.
13 Yazar, “buralari†derken Kafkasya’yi kastediyor.
14 Manuk Abekyan, Istoriya Armyanskogo Literatura, s. 11.
15 Simdiki Kudus.
16 Vasili Lvovic Velicko, KAVKAZ. Russkoye Delo i Mejduplemenniye Voprosi, s.

Posted by Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc))


Bakü katliamı ve Hocalı soykırımını asla unutma

Bakü katliamı ve Hocalı soykırımını asla unutma

Kafkasları ele geçiren Rus emperyalistler tarafından ‘misafir’ olarak yerleştirildikleri Karabağ’ı ‘babalarının mülkü’ zannederek, buldukları her fırsatta bölge halkına karşı ‘etnik temizlik’ uygulayan Ermeniler, 1988 yılında yeniden harekete geçtiler.
İlk hedefleri, Karabağ’da ‘ata topraklarını’ terketmek istemeyen Türkler oldu.
Moskova’nın Ermenilerden yana tavır alması üzerine Azerbaycan halkı ayaklandı.
20 Yanvar (Ocak) 1990 tarihinde Bakü’ye giren kızıl Sovyet ordusu, Halk Cephesi öncülüğündeki Azerbaycanlı ‘vatanseverleri’ tanklar altında ezdi.
20 Şubat 1991’de yapılan ateşkese sadık kalmayan Ermeniler, Rusya, Amerika ve Fransa’yı da arkalarına alarak, 1992 yılında yeni bir saldırı başlattılar.
1993 yılının ortalarına doğru, Karabağ’ın tamamı Ermenilerin eline geçti, ayrıca Azerbaycan topraklarının ‘yüzde 25’i de Ermenilerin kontrolüne girdi.
Yaklaşık 6 yıl içerisinde ‘40 binden fazla’ Azerbaycan Türkü hayatını kaybetti.
Zorunlu göçe tabi tutulan ‘bir milyondan fazla’ insan, kurulan derme çatma çadırlarda oldukça zor şartlar altında bir gün yeniden evlerine dönebilme umuduyla ‘kaçkın hayatı’ yaşıyor.

* * *

Hocalı, nüfus yapısı yüzünden, ‘Büyük Ermenistan’ hayali ile yanıp tutuşan katillerin, Karabağ’daki en önemli hedeflerinden biriydi.
Ermeniler, uzun süren hazırlıkların ardından 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, ‘ağır silahlarla’ donatılmış halde, ansızın girdiler Hocalı’ya.
Önlerinde ‘tanklar’ve ‘toplar’, ellerinde ‘roketatarlar’, ‘makineli tüfekler’, ‘kalaşnikoflar’ vardı.
Kentteki ‘asırlara meydan okuyan’ bütün binaları dört bir yandan bombardımana tutarak yakıp yıkan Ermeniler, gözü dönmüş bir şekilde, ‘harabe’ haline gelmiş olan evlerin enkazları arasına dalıp, ‘insan avına’ çıktılar.
Neye uğradıklarını şaşırmış bir halde, can havli ile sağa sola koşuşturan masum insanları, ‘kadın, çocuk, genç, ihtiyar’ demeden, önce ‘ağır işkencelerden’ geçirdiler, sonra da birer birer ‘kurşuna’ dizdiler.
Fırsatını bulanlar, gecenin karanlığından yararlanarak kaçtılar, kaçmaya vakit bulamayanlar ‘uluslararası terörizmin’ kurbanı oldular.
Takvim yaprakları, ‘26 Şubat’ tarihini gösterdiğinde Hocalı, yeryüzünden silinmişti.
Bin yıllık Hocalı’nın adı artık ‘İvnovka’.

* * *

Bir zamanlar kendilerini ‘teba-i sadıka’ olarak gören Osmanlı İmparatorluğu’nu sırtından hançerleyen Ermeniler, 1915 yılında Doğu Anadolu’da baskın yaptıkları köylerde, ‘hamile kadınların’ karınlarını yararak bebekleri dışarı çıkarmışlar, ele geçirdikleri ‘küçük yaştaki’ çocukları, ‘diri diri’ tandırlarda pişirerek zorla annelerine yedirmeye çalışmışlardı.
Ermeni hükümetinin ‘milli kahraman’ unvanı verdiği katillerden Zori Balayan, 1996 yılında yazdığı “Ruhumuzun canlanması”  isimli kitapta, Hocalı’da yaşanan ‘insanlık dışı’ mezalimi bakın nasıl anlatıyor:
- “Çete üyesi olan Haçatur’la zaptedilmiş evlerden birisine girdiğimizde, askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. Haçatur, çocuğun bağırmaması için anasının kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Ben de önce çocuğun karnının, başının ve göğsünün derisini soydum. Sonra Haçatur, cesedini doğradı ve onunla aynı kökten, Türk kökünden gelen köpeklere dağıttı. Aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Halkımın intikamının yüzde birini bile aldı isem ne mutlu bana.”

TBMM, Hocalı'yı neden soykırım ilan edemiyor?

TBMM, Hocalı'yı neden soykırım ilan edemiyor?

Hocalı gerçeğini bilmeyenler, 1915 yılında olup bittenleri asla anlayamazlar.
Hocalı, ‘nüfus yapısı’ yüzünden, ‘Büyük Ermenistan’ hayali ile yanıp tutuşan katillerin, Karabağ’daki en önemli hedeflerinden biriydi.
Hocalı halkı, kendilerini defalarca “Karabağ’dan defolun” diye tehdit eden Ermenilerin bütün baskılarına rağmen, binlerce yıldan beri yaşadıkları ata topraklarını terk etmemek için büyük bir direnç ortaya koyuyordu.
Ermeni, ‘emperyalizmi’ almıştı yine arkasına.
Hocalı Türkü, her zamanki gibi yapayalnızdı.
Amerika, Rusya ve Fransa’dan aldıkları cesaretle 1992 yılında yeni bir saldırı başlatan Ermeniler, 25 Şubat gecesi, ‘ağır silahlarla’ donatılmış halde, ansızın girdiler Hocalı’ya.
Önlerinde ‘tanklar’, ellerinde ise ‘roketatarlar’, ‘makineli tüfekler’, ‘kalaşnikoflar’ vardı.
Kentteki ‘asırlara meydan okuyan’ bütün binaları dört bir yandan bombardımana tutarak yakıp yıkan Ermeniler, gözü dönmüş bir şekilde, harabe haline gelmiş olan evlerin enkazları arasına dalıp, ‘insan avına’ çıktılar.
Neye uğradıklarını şaşırmış bir halde, can havli ile sağa sola koşuşturan masum insanları, ‘kadın, çocuk, genç, ihtiyar’ demeden, önce ‘ağır işkencelerden’ geçirdiler, sonra da birer birer ‘kurşuna’ dizdiler.
Fırsatını bulanlar, gecenin karanlığından yararlanarak kaçtılar, kaçmaya vakit bulamayanlar ‘uluslararası terörizmin’ kurbanı oldular.
Takvim yaprakları, ‘26 Şubat’ tarihini gösterdiğinde Hocalı, yeryüzünden silinmişti.

* * * 

Bir zamanlar kendilerini ‘teba-i sadıka’ olarak gören Osmanlı İmparatorluğu’nu sırtından hançerleyen Ermeniler, 1915 yılında Doğu Anadolu’da baskın yaptıkları köylerde, ‘hamile kadınların’ karınlarını yararak bebekleri dışarı çıkarmışlar, ele geçirdikleri ‘küçük yaştaki’ çocukları, ‘diri diri’ tandırlarda pişirerek zorla annelerine yedirmeye çalışmışlardı.
Ermeni hükümetinin ‘milli kahraman’ unvanı verdiği katillerden Zori Balayan, 1996 yılında yazdığı “Ruhumuzun canlanması” isimli kitapta, Hocalı’da yaşanan ‘insanlık dışı’ mezalimi bakın nasıl anlatıyor:
- “Çete üyesi olan Haçatur’la zaptedilmiş evlerden birisine girdiğimizde, askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. 
Haçatur, çocuğun bağırmaması için anasının kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Sonra ben bu Türk çocuğa, onun atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. 
Ben önce çocuğun karnının, başının ve göğsünün derisini soydum. Sonra Haçatur, cesedini doğradı ve onunla aynı kökten, Türk kökünden gelen köpeklere dağıttı. 
Aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık.
Kendi halkımın intikamının yüzde birini bile aldı isem ne mutlu bana.” 

* * * 


Bin yıllık Hocalı’nın adı artık ‘İvnovka’ oldu.
Azerbaycan Parlamentosu, 1994 yılında aldığı bir kararla Hocalı’da yapılan katliamı, ‘soykırım’ olarak ilan etti.
Azerbaycan Türklerini yıllarca “Tek millet, iki devletiz” diye uyutan iktidar sahipleri ise, her nedense, yanıbaşımızda gerçekleşen bu ‘tarihi vahşeti’ yıllarca görmezden geldiler.
Daha dün meydana gelen, hem ‘fotoğrafları’, hem ‘canlı tanıkları’, hem de ‘kamera görüntüleri’ bulunan soykırımı, dünyaya anlatmak için kıllarını dahi kıpırdatmadılar.
Azerbaycan hükümeti, haklı olarak önceki yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başvuruda bulunarak, Türkiye’nin Hocalı’daki vahşeti, ‘soykırım’ olarak tanımasını istedi.
Azerbaycan bu başvuruyu, büyük bir ihtimalle Tayyip Erdoğan ile İlham Aliyev arasındaki ‘kadim dostluğa’ güvenerek yaptı.
Aradan tam iki yıl geçti, başvuruya ne yazık ki bugüne kadar herhangi bir cevap verilmedi.
İşbirlikçiler, Azerbaycan’ı oyalayıp duruyor.
Bir taraftan okyanus ötesindeki büyük patrondan aldığı buyruk doğrusunda bir oldu bittiye getirerek ‘Ermenistan sınırını’ açmaya hazırlanan Tayyip Erdoğan, bir taraftan da Ermenistan’ın “Azerbaycan’a ait 7 vilayeti boşaltalım. Karşılığında Dağlık Karabağ’ın bizde kalmasına razı olun” şeklindeki teklifi için Azerbaycan’ı ikna etmeye çalışıyor.
Peki Azerbaycan ‘büyük tuzağa’ düşecek mi?
Hep birlikte göreceğiz.

محکوم کردن این جنایت شرم آور انزجار نسل‏كشی قرن بیستم


نسل‏كشی قرن بیستم(فاجعه خوجالی)با چشم خود این وحشی گری ها را ببینید


7 اسفند مطابق با 26 فوریه سالگرد وحشیگری ارامنه در خوجالی یکی از شهر های قره باغ کوهستانی است. با محکوم کردن این جنایت شرم آور انزجار خود را از این ارامنه وحشی اعلام می کنیم.

ارامنهای كه در سال 1978 به مناسبت یكصدوپنجاهمین سالگرد مهاجرت خود از ایران به آذربایجان، در قرهباغ كوهستانی بنای یادبود برافراشتند، طی دو قرن اخیر با هدف تحقق آرمان خیالی"ارمنستان بزرگ" در اراضی تاریخی آذربایجان، با كمك هواداران خارجی خود سیاست مستمر اشغالگری علیه آذربایجان را تعقیب كرده و هر از چند گاهی برای نیل به این هدف مكارانه، از ارتكاب جنایات بشری چون ترور، كشتار جمعی، اخراج و نسل كشی نیز ابایی نداشتهاند.

اسناد متعدد تاریخی ثابت میكند كه میلیونها نفر آذربایجانی كه در سالهای 1905 تا 1907، 1918 تا 1920 و 1948 تا 1953 در اراضی تاریخی – ملی خود در قفقاز بارها هدف سیاست پاكسازی قومی و نسل كشی واقع شدند، به صورت دسته جمعی به قتل رسیده و از سرزمینهای آبا و اجدادی خود اخراج شدهاند.

نهایتا، طرح ادعاهای بی اساس ارضی علیه آذربایجان و فعالیتهای جدایی طلبانه ارامنه از سال 1988 به بعد مجددا شدت گرفته و به فتنه قره باغ كوهستانی كه بر هیچ پایه و اساس تاریخی، سیاسی و قومی استوار نیست، دامن زده شد. طی سالهای 1988 تا 1989 بیش از 250 هزار نفر آذربایجانی كه در اراضی ملی – تاریخی خود میزیستند، تا آخرین نفر از ارمنستان اخراج شده و صدها نفر از ساكنین غیرنظامی، وحشیانه به قتل رسیدند.

جدایی طلبی ارمنی كه در سال 1988 در قره باغ كوهستانی، این قلمرو تاریخی آذربایجان آغاز گشت، به جنگ تحمیلی ارمنستان علیه آذربایجان تبدیل شد. در نتیجه سیاست تجاوزكارانه ارمنستان كه به قوانین بینالمللی و اصول و موازین حقوق بینالمللی اعتنایی نشان نمیدهد، بیست درصد از خاك آذربایجان، از جمله هفت شهرستان كه در تقسیمات كشوری جزء قره باغ كوهستانی محسوب نمیشود، از سوی نیروهای مسلح ارمنستان اشغال شده، بیش از یك میلیون نفر آذربایجانی از موطن آباء و اجدادی خود وحشیانه اخراج شده، دهها هزار انسان به قتل رسیده، معلول شده و یا به اسارت برده شدند. صدها منطقه مسكونی، هزاران واحد از ابنیه فرهنگی – اجتماعی، مؤسسات آموزشی و بهداشتی، آثار تاریخی و فرهنگی، مساجد و عبادت گاهها، قبرستانها و …. با خاك یكسان شده و هدف وندالیسم بی سابقه ارمنی واقع شدند.

در نتیجه وحشی گری ارامنه، فاجعه نسل كشی خوجالی كه در شهر خوجالی قره باغ كوهستانی رخ داد نیز در ردیف وحشتناكترین فجایع جهان جای گرفت.

دستههای مسلح ارمنی در بامداد 26 فوریه سال 1922 با مشاركت مستقیم لشكر 366 شوروی سابق كه در آن برهه در شهر خان كندی (استپان كرت) قره باغ كوهستانی مستقر بود، به شهر خوجالی كه حدود هفت هزار نفر آذربایجانی در آن سكونت داشتند، حمله كردند. قلدرهای سركش ارمنی با كمك هواداران مزدور خارجی خود، در همین شب با پشتیبانی بخش وسیعی از وسایط سنگین نظامی متعلق به لشكر 366، شهر خوجالی كاملا نابود شده و به آتش كشیده شد.
اهالی غیرنظامی و غیرمسلح هدف قتل عام وحشیانه واقع شدند، كودكان، زنان، افراد سالمند و بیمار با سفاكی غیرقابل تصوری به قتل رسیدند. ارمنیها در آخرین سالهای قرن بیستم، جنایت تاریخی دیگری – نسل كشی خوجالی – را پدید آوردند.

در نتیجه نسل كشی خوجالی 613 نفر كشته شده و 1275 نفر از اهالی به اسارت برده شدند. از سرنوشت 150 نفر از این اسرا، هنوز نیز اطلاعی در دست نیست. در نتیجه این فاجعه بیش از 1000 نفر از اهالی غیرنظامی با اصابت گلوله مستقیم، با درجات مختلف بدنی معلول شدند. 106 نفر از كشته شدگان، زنان، 83 نفر كودك خردسال و 70 نفر پیر كهنسال بودند. 76 نفر از معلولین را پسران و دختران نابالغ تشكیل میدهند. در نتیجه این جنایت نظامی – سیاسی ، 6 خانواده كاملا نابود شده، 25 كودك هر دو والدین، 130 كودك نیز یكی از والدین خود را از دست دادند. 56 نفر از كشته شدگان با درنده خویی و بی رحمی وحشیانهای به قتل رسیدند. آنان زنده زنده در آتش سوزانده شده، سرهایشان بریده شده، پوست بدنشان كنده، چشمان كودكان خردسال از حدقه بیرون آورده شده و شكم زنان حامله با سرنیزه پاره پاره شده بود.


اعمال ارامنه و هواداران خارجی‏شان(که متعصفانه جمهوری اسلامی نیز جزو آنهاست) در ارتكاب فاجعه خوجالی‏، ضمن آنكه نمونه‏ای آشكار از نقض وقیحانه حقوق بشر و بی‏اعتنایی بی‏شرمانه به قوانین حقوق بین‏المللی به شمار می‏آید‏، با كنوانسیون ژنو‏، منشور جهانی حقوق‏بشر‏، معاهدات مختلف بین‏المللی درباره حقوق مدنی‏، سیاسی‏، اقتصادی‏، اجتماعی و فرهنگی‏، منشور جهانی حقوق كودكان‏، منشور جهانی درباره حفاظت از زنان و كودكان در هنگام وضعیت فوق‏العاده و مناقشات و دیگر قوانین حقوقی بین‏المللی ضدیت آشكار دارد‏.
جای بسی تاسف است كه تاكنون دولت‏های متمدن جهان رویكرد صحیحی نسبت به این فاجعه اتخاذ نكرده و آن را به عنوان نسل‏كشی به رسمیت نشناخته‏اند‏. در حالیكه بعضی از دولت‏ها با باور به هذیانات تحریف‏كارانه و غیر‏مستدل ارمنیان درباره «‏نسل‏كشی‏» علیه ملت «‏مظلوم‏»‏( !!! ) ارمنی توسط ترك‏ها در اوایل قرن بیستم ، مصوباتی را در این خصوص به تصویب رسانده‏اند‏،‏ نسبت به فاجعه نسل‏كشی خوجالی كه نتیجه مستقیم وحشی‏گریهای ارمنیان در پایان قرن بیستم‏– ‏این برهه زمانی كه دنیای متمدن سعی در حفظ برتری حقوق بشر دارد‏– هیچگونه عكس‏العملی نشان داده نشده است‏.
امروز در شرایطی كه تمام جهان علیه تروریسم به مبارزه برخاسته است‏، تروریست ارمنی نیز می‏باید از سوی جامعه جهانی افشا شده و پاسخ شایسته خود را بیابد‏. فاجعه‏ای كه در تاریخ بیست و ششم فوریه سال 1992 توسط ارمنیان در خوجالی پدید آمد‏، تنها یك عمل تروریستی عادی نیست‏، بلكه جنایتی است بی‏سابقه علیه تمام بشریت‏. 
__________________
قارا باغ ائله بیر آنام دیر منیم
آنامین روهونو اوردا گورموشم
آنامین دیلینه باغلیدیر جانیم
آنا دیلیم اولسه منده اولموشم
با چشم خود این وحشی گری ها را ببینید
ERMENi TERÖRÜ
 Khojaly genocide
برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.

برای نمایش عکس در سایز واقعی کلیک کنید.
__________________
قارا باغ ائله بیر آنام دیر منیم
آنامین روهونو اوردا گورموشم
آنامین دیلینه باغلیدیر جانیم
آنا دیلیم اولسه منده اولموشم

Türk çocuklarının derisini yüzdüler


Türk çocuklarının derisini yüzdüler

Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği’nin açıklamasında
 halen İnterpol tarafından aranan ve “Büyük Ermenistan” ideolojisinin kurucularından Zori Balayan’ın 1996 yılında Ermenice yazdığı ’Ruhumunuz canlanması’adlı kitabına da atıfta bulunuldu. KitaptaErmeni katil yaptığı insanlık dışı uygulamaları şöyle anlatılıyor:

 “Biz çete üyesi Haçatur’la zapt edilmiş evlerden birisine girdiğimizde bizim askerlerin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. Haçatur çocuğun bağırmaması için anasının kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Sonra ben bu Türk çocuğa onun babalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Onun karnının başının göğüsünün derisini soydum. Saatime baktım. Çocuk 7 dakika sonra kan kaybından yaşamını yitirdi. Sonra Haçatur çocuğun cesedini doğradı ve onunla aynı kökten - Türk kökünden olan köpeklere dağıttı. Akşam ayni şeyi 3 Türk çocuğuna daha yaptık. Kendi halkımın intikamının yüzde 1’ini aldığım için ruhum mutlulukla dolmuştu
Yeniçağ'da gördüğüm ve kanımı donduran bu ifadeleri sizinle paylaşmak istedim. Kitap belli yazarı belli ülkesi belli  milleti belli...

Bunun gibi işleri yapanlara "Ermeni dostlarımız" madalyalar taktılar
 onları" millî kahraman" ilan ettiler.

Kanaatimce bu itiraflar merhum Dink'in "Türk'ten boşalacak kirli kan.." diye bana kalırsa azıcık da Türkçe malulü ifadesinde kast ettiği kanı işaret ediyor.


Karabağ hâlâ işgal altında.. Emperyalizme sövüp sayan hümanistlerimizn gözü önünde Ermeni yayılmacılığı 
 insanları katlederektehcir ederek sürüyor.

Bu satırları "münferit" diye niteleyebilir miyiz?

Birtoplum topyekün bir kindarlık ve cinnet içinde yaşayabilir mi?

Galiba bu mümkün.

Peki bunca saldırgan
 yok edici bir toplumun yeryüzünde yaşamasını sağlayan biz insaf sahiplerini sabrı nereye kadar zorlanmalı?

Bu insanların(!) geçinmek
 beslenmek için muhtaç oldukları milletlere bu derece düşmanlık göstermelerine nasıl bir cevap verilmelidir?

Belki gerçekten o zehirli kanın boşalması için derileri yüzülen Türk bebeleri için adaleti sağlayack bir ordu Ermenistan'a girip onu haritadan silmelidir?

Bu canavarlığa karşı dik durmamak veya böylesi kudurmuş bir kitlenin çevresine verecği zararı önlemek için güç kullanmak gerekmez mi?

Ermenistan'ın hayali bir soykırımla ilgili iddialarını sürdürmesi durumunda
 henüz üzerinden 20 yıl geçmemiş katliamlarının hesabın vermek üzere uluslar arası mahkemelrde yargılanması için Türkiye girşimci olmalı Azeri ordusuna gerek strateji gerek asker gücü gerekse silah açısından doğrudan destek vermeli işgalin devamını tehdit olarak algılamalı ve Ermenistan'ın ekonomik bütün faliyetlerini kendi sınırlarımızda kesinlikle engellemeli  Türkiye'de kaçak çalıştığı söylenen 70 bin Ermeni'yi derhal sınır dışı etmelidir. 




Ermenistan devlet başkanı diplomatik ilişkilere soğuk bakıyormuş. İstediği kadar soğuyabilir. Çocuk derisi yüzen hayvanların memleketini beslemek benim milletimin borcu değildir.

دختر آذربایجانی اسیر شده توسط ارمنی هاجلوی چشمان پدر و مادرم به دفعات,خودم و خواهر،15 ساله، وسطی من و، 9 ساله ، خواهر کوچک ام به زور

دختر آذربایجانی اسیر شده توسط ارمنی ها

جلوی چشمان پدر و مادرم به دفعات,خودم و خواهر،15 ساله، وسطی من و، 9 ساله ، خواهر کوچک ام به زور مورد تجاوز شان قرار گرفتیم 

مادری میگوید: دختر 4 ساله مرا مورد اذیت قرار دادند بعد ما زنان را به خانکندی که در آنجا سربازن ارمنی بودند فرستادند لختمان کردند و همه ما را مورد تجاوز قرار دادند .

اظهارات دختری 20 ساله: ما را در ده پیرجمال در یک توالت نگاه داشته بودند
جلوی چشمان پدر و مادرم به دفعات من و ،15 ساله،خواهر وسطی ام و ، 9 ساله ، خواهر کوچک ام به زور مورد تجاوز شان قرار گرفتیم سیگار کشیده و روی بدنمان خاموش میکردند پیر و جوان هاشون به نوبت ایستاده و به ما خواهر ها به زور تجاوز میکردندو از موهایمان گرفته و رو زمین میکشیدند.

 مادری میگوید: مرا به شعبه پلیس در شهر عسگران بردند جلوی چشم بچه هام بارها کتکم زدند و بهم تجاوزکردند.
 زن اسیر آذربایجانی : به رگ من آمپولی زدند از خود بی خود شده بودم به نوبت به من تجاوز کردند بعد مجبور کردند
که با سگ هم خوابی کنم

اسیر آذربایجانی : آنجا به دختر های 13-14 ساله ما جلوی چشمانمان به زور تجاوز میکردند صدای آنها الان هم از گوشم بیرون نمیره.

اسیر آذربایجانی : از دست زنانی که در اسارتند بچه نوزادشان را میگرفتند و به هوا پرتاپ کرده و از سر نیزه تفنگ رد میکردند 

اسیر آذربایجانی:   در پارک کودک خانکندی به دختران 13-12 ساله به زور تجاوز میکردند مادریکی از دخترها نتوانست تحمل کند و خودش را خفه کرد.

اسیر آذربایجانی : یک دختر را لخت کرده به حالت عریان مجبور به رقص کردند سپس به او تجاوز کردند فردای ان روز دختر با فرو کردن چنگک( کاه برداری) به شکمش خودکشی کرد.

اسیر آذربایجانی : من همراه با بیش از 200 نفر بچه و پیر و زنان در زیر زمین قسمت اداری میلیس در شهر عسگران  نگاه داری میشدیم ما را همه روزه با با قنداق های مسلسل
،لگد و مشت کتک میزدند زنان جوان ما راسرشان را به دیوار میکوبیدند و به حالت بی هوش و بی حال کشیده و میبردند.

اسیر آذربایجانی : در یکی از اتاق ها (بیمارستان) دختری 4-5 ساله میخوابید تمام وحشت ها و عذاب های جنگ را در چشمان او میدیدم به او تجاوز شده بود.

دختر آذربایجانی اسیر شد
ه :در سنگر ارمنی ها در خانکندی من به همراه 8 دختر با نوبت به زور تعرض جنسی کردندبعد به همان وضعیت لخت ما را با باتون زدند سپس ما را به  میلیس
 در شهر عسگران برده و دوبارهآنجا هم به ما کتک زده و تجاوز کردند.

 دختر آذربایجانی اسیر شده :هنوز هم از این وحشت به خودم نمیتونم بیام بعد آن زندگی برام انقدر چندش آور شده
که نمیخوام زنده باشم.................(( 
این حرفهای دختری هست که در صورت زیبایش هنوز جای
چنگ و ضربه واضح دیده میشد و وحشتناک ترین شرح حال را چشم های
او میداد
انسان نمیتوانست آن نگاه ها را تحمل کند بعد از همه اینها آیا میتوان ارمنی را بخیشید؟! با ارمنی ها دوستی و برادری کردن،ارتباط بر قرار کردن،مذاکرات دیپلماسی همراه با دوستی و مهربانی بردن،کنسرت دادن، در یک مجلس نشسته  
عکس گرفتن ،....میشود کرد؟ 

اعترافات شوک آور يک روزنامه نگار وشاعر ارمني در باره فاجعه خوجالي

یکی‌ از شعرا و نویسندگان مشهور ارمنی به نام زوری بالایان در کتابی‌ تحت عنوان ؛احیا دوباره روحمان؛ از قتل عام خوجالی در تاریخ ۲۶ فوریه ۱۹۹۲ که خود نیز در آن شرکت داشته چنین مینویسد:

با خاچاتوریان به خانه ای که تصرف کرده بودیم وارد و کودک ۱۳ ساله تورکی راديديم که توسط سربازان ارمني به پنجره اتاق ميخکوب شده بود خاچاتوریان برای اینکه جلوی گریه و فریادهای کودک را بگیرد پستان بریده شده مادرش را به زور در دهان وی فرو برد بعد از آن من پوست سر و سینه و شکم کودک را کنده و تایم گرفتم کودک در عرض هفت دقیقه بر اثر شدت خونريزي جان داد و من با این عمل دچار شادی و شعف زاید الوصفی شدم و تمام روحم سر شار از غرور گردید.

خاچاتوریان جسد کودک را تکه تکه کرده و در مقابل سگهایی که از نژاد خود ترکها هستند انداخت!شب همانروز این کار را با سه کودک دیگر ترک تکرار کردیم `بدین شکل من به وظیفه خود به عنوان یک ارمنی عمل کرده و یقین دارم که که تمامی‌ ارامنه به ما و کارهایمان افتخار خواهند کرد.

زوری بالایان - از کتاب احیا دوباره روحمان- چاپ شده در صفحه ۲۶۰ تا ۲۶۲ نشریه وانادزور بتاریخ ۱۹۹۶.

علاوه بر این نویسنده و روزنامه نگار دیگر ارمنی به نام دیوید خردیان که اکنون ساکن لبنان می‌باشد در لابلای صفحات ۱۹ تا ۷۶ کتابی تحت عنوان'' در راه صلیب'' از مصیبتهای وارد به اهالی خوجالي در طی‌ قتل عام آنها توسط ارامنه به عنوان افتخار ارامنه یاد کرده و در صفحهٔ ۲۶ آن نوشته است:در یک صبح سرد در نزدیکیهای داش بولاق مجبور شدیم برای عبور از یک باتلاق از اجساد پلی‌ برای عبور بسازیم ''پود پول کوویک اوهانیان '' وقتی‌ ترس مرا در عبور از روی اجساد دید و اشاره کرده وگفت نترس حرکت کن و من پایم را روی جسد دختری ۹ تا ۱۱ ساله گذاشته و شروع به حرکت نمودم.پاهايم وتمام شلوارم غرق خون شده بود. بدین شکل ما از روی اجساد ۱۲۰۰ نفر که پلی‌ برای ما شده بودند گذشتیم.

در صفحهٔ۶۲ و ۶۳ '' مارتین ۲'' از یک گروه ارمنی به نام کافلان که وظیفه سوزاندن اجساد را بر عهده داشتند نام برده شده و در ادامه آمده است: ۲۰۰۰ نفر از منگولهای پست(تورکها) در یک کیلومتری خوجالی سوزانده شد .در آخرین ماشینی که برای سوزاندن حمل میکردند من دختری ۱۰ ساله را دیدم که علیرغم زخمهای زیاد در ناحیه سر و دست وسرما و گرسنگی همچنان زنده بود و به سختی نفس می‌کشید ;دخترک به من نگاه میکرد و من هیچگاه چشمها ی آن دختر ۱۰ ساله را که با مرگ دست و پنجه نرم میکرد را فراموش نخواهم کرد `سربازی به نام تیکرانیان گوشهاي دخترک را گرفت و او را کشان کشان به داخل اجسادی انداخت که قرار بود سوزانده شوند سپس مواد آتش زا بر روی آنها ریخته و اجساد راآتش زدند' صدای نالهٔ و فریاد کسانی‌ که هنوز زنده بودند از میان آتش به گوش میرسید

اخیرا نیز مسجد معروف شهر آغدام را به طویله و خوک دانی تبدیل کرده اند. تا به حال در هیچ کجای دنیا  حتی در فلسطین  با چنین صحنه هایی مواجه نیستیم.

Slayer Armenians Reveal Their Turk-Killing Ways

Slayer Armenians Reveal Their Turk-Killing Ways



Let's take a look at the ferocity of Armenians... in the words of Armenians. (Along with Russians, and others.)

Perhaps subconsciously, "Human Rights Champion"Peter Balakian was thinking of his own people, when he uttered these following words. 

 
An Armenian Officer Reveals All in "MEN ARE LIKE THAT"

Men Are Like That 

Ramsden Hartill

The Bobbs-Merrill Companv, Indianapolis (1926).


[Memoirs of an Armenian officer who participated in the Armenian massacres of Turks]

Ohanus Appressian


page 20 (second paragraph)
"Our men armed themselves, gathered together and advanced on the Tartar section of the village. There were no lights in the houses and the doors were barred, for the Tartars suspected what was to happen and were in great fear. Our men hammered on the doors, but got no response; whereupon they smashed in the doors and began a carnage that continued until the last Tartar was slain. Throughout the hideous night, I cowered at home in terror, unable to shut my ears to the piercing screams of the helpless victims and the loud shouts of our men. By morning the work was finished."

 

page 15 (second paragraph)

"The Tartars [Muslims] were, for the most part, poor. Some of them
lived in villages and cultivated small farms; many of them continued
in the way of life of their nomadic forefathers. They drove their
flocks and herds from valley to valley, from plain to mountain, and
from mountain to plain, following the pasturage as it changed with
the seasons. They ranged from the salt desert shores of the Caspian Sea far into the mighty Caucasus Mountains. Even the village Tartars are a primitive people, only semi-civilized.

I can see now that we Armenians frankly despised the Tartars, and,
while holding a disproportionate share of the wealth of the country,
regarded and treated them as inferiors."

page 202
"We closed the roads and mountain passes that might
serve as ways of escape for the Tartars and then
proceeded in the work of extermination. Our troops
surrounded village after village. Little resistance
was offered. Our artillery knocked the huts into heaps
of stone and dust and when the villages became
untenable and inhabitants fled from them into fields,
bullets and bayonets completed the work. Some of the
Tartars escaped of course. They found refuge in the
mountains or succeeded in crossing the border into
Turkey. The rest were killed. And so it is that the
whole length of the borderland of Russian Armenia from
Nakhitchevan to Akhalkalaki from the hot plains of
Ararat to the cold mountain plateau of the North were
dotted with mute mournful ruins of Tartar villages.
They are quiet now, those villages, except for howling
of wolves and jackals that visit them to paw over the
scattered bones of the dead."

 

p. 203 (second paragraph)

"One evening I passed through what had been a Tartar village. Among the ruins a fire was burning. I went to the fire and saw seated about it a group of soldiers. Among them were two Tartar girls, mere children. The girls were crouched on the ground, crying softly with suppressed sobs. Lying scattered over the ground were broken household utensils and other furnishings of Tartar peasant homes. There were also bodies of the Muslim dead."

 

p. 204 (first paragraph)

"I was soon asleep. In the night I was awakened by the persistent crying of a child. I arose and went to investigate. A full moon enabled me to make my way about and revealed to me all the wreck and litter of the tragedy that had been enacted. Guided by the child's crying, I entered the yard of a house, which I judged from its appearance must have been the home of a Muslim family. There in a corner of the yard I found a women dead. Her throat had been cut. Lying on her breast was a small child, a girl about a year old."




Page 218 (first and second paragraphs)
"We Armenians did not spare the Muslims. If persisted in, the slaughtering of Tartars, the looting, and the rape and massacre of the helpless become commonplace actions expected and accepted as a matter of course.

I have been on the scenes of massacres where the dead lay on the ground, in numbers, like the fallen leaves in a forest. Muslims had been as helpless and as defenseless as sheep. They had not died as soldiers die in the heat of battle, fired with ardor and courage, with weapons in their hands, and exchanging blow for blow. They had died as the helpless must, with their hearts and brains bursting with horror worse than death itself."

p. 109 (second paragraph).
"The method of execution was for an Armenian government 'mauserist' to walk up behind the condemned Muslim in his home or on the Street, place a pistol to the back of his head and blow out his brains. This simple way of getting rid of those who were undesirable in the view of the Armenian government and soon became a common way of paying debts."

Armenian guerillas

Armenian guerillas

 From the Foreword:
"For example, we were camped one night in a half-ruined Tartar mosque, the most habitable building of a destroyed village, near the border of Persia and Russian Armenia. During the course of evening I asked Ohanus if he could tell me anything of the history of the village and the cause of its destruction. In his matter of fact way he replied, Yes, I assisted in its sack and destruction, and witnessed the slaying of those whose bones you saw today  scattered among its ruins.'

The following are comments by Professor Davras Yavuz of The Hague, Holland (From a 12-1-97 letter in The Turkish Times); he says: 

"...Some Armenian organizations have had systematic campaigns to destroy every copy they could find for many years and very few remain."

Holdwater adds: I can see why! One of the Armenians' own completely smashed their "Myth of Innocence."

"The book contains pages of many more such accounts, clearly indicating the terrible massacres the Armenian Government (with the collusion of many of the populace, of course) perpetrated. Subsequently the Ottoman forces busy in North Africa trying to defend their last bits of territory were withdrawn and sent to Eastern Turkey to claim back the Ottoman territories taken by the Armenians through the massacre of about 2.5 million Muslims (many Tartars, Kurds)."


(Holdwater believes around a fifth of that number were massacred by Armenians, with the help of Russians. Here is a better accounting of "Men Are Like That.")